30 01 2012

sen de hoşça kal!

Sevgili iki arkadaşımdan aldığım hoşça kal kartlarında bugün, ilk defa gideceğimi gördüm. 
"Yaşamlarını yolla kutsamışların her zaman iyi dileklere ihtiyacı vardı," demiş Şairin Romanı'nda, bilge-şair Murathan Mungan. Ölü evlerinde günlerce, haftalarca toplananların yas tutana güç vermesi gibi, uğurlayanlar da yola çıkana güç veriyor. Adı üstünde, "uğur"lamak. Onlar yoluna uğur katıyor. 
Sen de hoşça kal!

24 01 2012

baharda / hayat çok acayip

Hayat çok acayip...
Bir süredir böyle derken buluyorum kendimi. Hayal kırıklığına uğramış bir halim yok. Şaşkın da değilim. Eskiden de görürdüm satırların arasını, görünenin arkasını. İçim sıkılır, dilim sivrilir, öfkelenirdim. Küstüğüm de olmuştur. Şimdi izliyorum. Olanlar ve gelenler karşısında öylece duruyorum.

04 01 2012

regarde le ciel!*


Ben bu basamakları çıkarken yaşlı bir adam da iniyordu. Üzerinde açık kahverengi bir palto, düzgün bir kumaş pantolon, görmüş geçirmiş ayakkabılar ve kucağında kocaman, pembe bir buket. Gül ya da karanfil değil ama neydi, bilemeyeceğim. Çiçekleri ancak öykülerde tanıyor, öykülerde yaşatabiliyorum.

27 12 2011

biraz cesaret

Ortaokul yıllarımdı. Bir elimde Bozkırkurdu, öbüründe Leo Buscaglia'nın "Yaşamak, Sevmek ve Öğrenmek"i, kendimce derin düşüncelere dalmıştım: Gerçek, sahici, içten ne demek? Birbirinden çok uzak gibi görünen bu iki kitaptan, en azından o yaşımda, şöyle bir sonuç çıkarmıştım:

12 12 2011

"ahimsa", şiddet ve bizim büyük acımasızlığımız*

Hafta sonlarına özgü geç ve uzun kahvaltılardan birindeyiz. Nobel Barış Ödülü'nü alan Leymah Gbowee'nin konuşmasını dinliyoruz. Bu sene Nobel Barış Ödülü üç kadın arasında paylaştırıldı. Bu kişilerden Leymah Gbowee, Liberya'da barış ve kadın hakları için şiddet içermeyen direnişin temsilcisi. Şiddet gören, tecavüze uğrayan kadınları anlatırken sesi de, elleri de bir an bile titremiyor. Dünyada kalıcı barışın ancak karar verici mevkilerde kadın sayısının artmasıyla mümkün olabileceğini söylüyor. Şiddetin asla kalıcı barış getirmeyeceğinden bahsediyor. Zafere ulaşmak için daha çok uzun bir yolumuz var, diyor Gbowee, durmadan usanmadan çalışacağız. Onun inancı ve duruşu karşısında kendi pasifliğimden utanıyorum.

08 12 2011

güneşe

O kadar çok şey var ki burada... 
Belki bir gün anlatabilirim.

02 12 2011

yazmadıysak sebebi var

Kimi tozlu raflarda, dolap diplerinde, kimi de kimsenin ulaşamayacağı kuytularda yıllar boyu bekledi. Zaman geçti, rafların yerini sabit diskler aldı ama onların kaderi değişmedi. Tamamlanamayan, yine yarım kaldı. İlk cümleleri coşkuyla yazılan bir roman, belki birkaç sayfa sonra, belki de tam bitmek üzereyken terk edildi. Bazen ikinci bir iş, yeni doğan bir bebek, boşanma, taşınma gibi dış nedenler, bazen de yaratıcılığın önüne geçen içsel sancılar yüzünden yazar, bıraktı yazmayı. Günlerce ve gecelerce gerisini getiremediği bir kurgunun içinde bocaladıktan sonra terk etti romanını. Artık yazarın utancıydı o bitmemiş eser. En iyisi bir an önce unutmak, soranlara susmak, hatırlatanlarla bir daha görüşmemekti.